"Enter"a basıp içeriğe geçin

Etiket: yazı

Kısa Bir Yürüyüşün Ardından

Sokağın bir ruhu vardır. Her sokak insanda başka bir his bırakır. Modern dünya, her şey gibi sokak kültürümüzü de elimizden alırken, aynı sokağın insanları hep yabancı kalacaklardır birbirlerine.
Cemali Karaca/Geçen yaz notları…

Tempolu adımlar, yazdan kalma ılık bir hava, ruhsuz sokaklar ve iki yana dizilmiş onlarca arabalar. Yürüyüş esnasında hissettiğim pek az bir şey olmadı. Sadece bir an önce zamanın geçmesini istedim. Ruhsuz sokaklarda yürüyüşler pek keyifli olmuyor neticede. Bulunduğum ilçenin de bir yürüyüş parkuru yok ne yazık ki! Olsa bilirdim sanırım. Belki hafta sonları doğa yürüyüşler için bir iki alan vardır, o da varsa.

İçimden Gelenler

*Dışarıdan bakıldığında ukala biri olarak görünüyor muyum bilmiyorum. Gerçi son zamanlarda bu durumla pek ilgilenmiyorum. Öğrenmek hususunda ne yapıyorsam, kendim için yaptığımı rahatlıkla söyleyebilirim. Ukalalık demeyelim de, bazı hususları bilmenin doğal sonuçları rahatsızlık verebiliyor olabilir. Üzgünüm ama kimseyi kendim gibi inanmaya zorlamak gibi bir derdim yok. Herkesin hakikate ulaşacağı yol farklıdır. Ben kendi yolumda yürüyorum. Kimseye bu yolda yürümeye zorlamıyorum. Bu yolun henüz doğru yol olduğuna emin değilim çünkü.

*Güzel bir yazı yazma endişesinde değilim. Belki de ademoğlu, bu tür konularda insanlarla ilgili endişe etmeyi bırakmaya başladığı zaman her şeyi yola koyabilir. Şimdi burada felsefe yapmak için şahane bir ortam oluştu tabi felsefe yapılan bir şeyse. 

Düşüncelerimin Yansıması

İnsan bir yerden başlamalı ama nereden? Anlamlı bir başlangıç için “din” konusu önemli. Din insanın nereden başlayıp, nerede durması gerektiğini gösteriyor. Açıkça. Ama insan o kutsal satırlarda gözlerini gezdirmekle anlamıyor hakikatleri. Öyle olsaydı o kutsal metinlerde defalarca gözlerini gezdiren bir adam olarak, zihinsel olarak gaflette olmazdım.

Sanıyorum ki, her insanın hakikat arayışı başka. Öyle olsaydı Allah bir, hepimiz aynı Tanrı’ya inanırdık. Hepimiz aynı Tanrı’ya inanmıyoruz sanırım, hepimiz aynı Tanrı’ya inandığımızı sanıyoruz. Hangimizin Tanrı’sı gerçek, hangimizin ki zihnimizin yarattığı bir sanrı büyük bir meçhul. Çok mu iddialı konuştum? Sanmıyorum. Benim bildiğim bir Allah var. Tanrı kelimesi, yazının seyri açısından daha uygun olduğu için kullandım. Biliyorum. Tanrı kelimesini bu yazıda kullandığım için rahatsız olacak insan çok. Şunu bile duydum; “Allah Tanrı’nın cezasını versin.”

Bir Bayram Yazısı

Mübarek Ramazan’ı geride bıraktık. Bir aydan sonra ilk kahvaltılar yapıldı ve ardından acı bir kahve içildi. İnsanın içinde bayram olduğuna dair, çocukluğundan kalma tarifsiz bir his ve modern dünyanın kaçınılmaz bir sonucu olarak, çoğu büyük şehirlerde bir yalnızlık hissi var. Yapılan araştırmaya göre, muhafazakarlığın gerilediği ülkemizde, çalışmaktan yorulmuş insanlar bayramda sahil kentlerinde tatil yapmaya niyetleniyorlar. 

BirGün Gazetesi’nin Endişesine Dair

Sol görüşlü gazeteleri okumayı seviyorum. Yabancı kaldığım bu ideolojinin sularında yüzmek beni heyecanlandırıyor. Onlara göre Tanrı‘yı bana göre Allah‘ı dünyalarından çıkaran ya da Tanrı’yı kimi Avrupa ülkelerindeki gibi sembolik krallar gibi gören bu düşünceye mesafem her zaman nettir. Ama sığ düşüncede olmadığım için, onların bir takım ifadelerini, kendi inanç sistemimle örtüştürdüğüm için bazen gazetelerini alıp okuyorum.

 Aynı zamanda Müslüman entelektüel, fikir adamı Tariq Ramadan'in dedesidir.

BirGün Gazetesi geçenlerde bir haber yayınladı. Serbay Mansuroğlu’nun haberine göre; Esenler İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, ‘Bir kitap bir dünya’ projesi kapsamında okullara dağıttığı Ahlak Bilinci kitabında seküler ve bilimsel eğitime