"Enter"a basıp içeriğe geçin

Etiket: yazar

Okumak ve Fikir

149520_html_m5b0eb4e

Aslında bu yazıyı kaleme almadan önce, bir dergide röportaj okuyordum. Keyifli ve “gönüle” hitap eden bir röportaj. Bu konudan size sonra belki bahsederim. Ama röportajı söyleyeyim; Cins Dergi, Nisan sayısı; sayfa 10…

İnsanlar soyut şeylerle ilgilenmiyor gibi geliyor bana. Fikir gibi bir kelime kaplerde heyecan uyandırmalı. Hayatı anlama noktasında bir ipucudur fikir. Mesela bu blog sayfası tümüyle bir fikir. Otuzuna merdiven dayamış bir adamın penceresinden hayata bakış. Okumanın böyle tuhaf ve heyecanlı bir yanı var. Hayatı başkalarının gördüğü gibi görebilmek. Empatinin başka bir boyutu. Ama yakın çevrem dahil çoğu insanın bu sayfada yazılanlarla ilgilenmediğini biliyorum. Onlara hak veriyorum. O kadar sıkıntının içerisinde insanlar, fikirlerin ağırlığını omuzlarında hissetmek istemiyorlar.

Müstakil Gazetesi’ne Dair

log

Gazete okuma konusunda pek başarılı değilim ama şu aralar elimden düşürmediğim bir gazete var; Müstakil Gazete. Kendi ifadeleri ile;

“Emperyalizm ve Kemalizm’e yüzde yüz muhalif. Mutedil İslami hareketlere ait. IŞİD, DAİŞ, DEAŞ diye anılan Bağdadi Grubu, Hamaney rejimi, “Paralel Yapı” gibi sözde İslami ve fakat özde bozguncu oluşumlardan berî. Banka reklamı almayan. Belden aşağı vurmayan. Böyle bir gazete işte.”

Hakan Albayrak kurucusu. Kendisini az-çok tanırsınız.

Düşünceye Dair

8ed4d2_2a4641a43bdf466297da9cebf3190db4

Kimi zaman benim kafamın karışık olduğunu söylüyorlar. Yani tutarsız bir düşünceye sahip olmadığımı tam olarak söyle(ye)meseler de ben anlıyorum. Üzerinde pek durmuyorum, zira kavramların karıştığı ve kelimelerin anlamını yitirmeye başladığı bu zamanlarda bu durumu tabii karşılıyorum değerli okur.

Kafası karışık olmamak büyük meziyet. Yani tutarlı bir düşüncesi sistemi beşer aklıyla mümkün olmasa gerek. Uzun bir süre günlük tutan biri olarak, insanların inandığı şeylere daha sonra inanmamaya başladığını bizzat tecrübe ettim. Artık çok fazla iddialı değilim. Emin olamıyorum çoğu şeyden. Zira değişebilir. Ki değişmelidir de. Bir çok bilim ve ilim adamının fikirlerinin değiştiğine tanık oluyoruz. Fikirlerin değişmesinden korkmuyorum. Hatta bazı konularda fikirlerimin değişmesinden açıkçası memnuniyet duyuyorum. 

Yazmanın Sorumluluğu

YazmakBundan bir kaç ay önce sanal bir dergide yazarlık başvurusunda bulunmuştum. Sağ olsun editör layık görüp yazarlık kadrosunda bize yer verdi. Bizim gibi yazarlığı heves derecesinde bulunan ve elle tutulur başarısı olmayan yeni yetmeleri heyecanlandırdı elbette. Ama bir sorun vardı. Yazamıyordum.

Her şeyden öte bu dergi bir “İslami”  bir dergiydi ve bu başlı başına bir sorumluluktu. Şahsen bu ciddi sorumluluk benim omuzlarımda ciddi bir ağırlığa neden oluyordu ve yazı yazmamda beni engelliyordu. Bu yüzden, en baştan beri blog sayfalarını önemsiyorum. Ben burada kimseye hesap vermeden istediğim gibi yazabiliyorum. Bu beni rahatlatıyor. Vicdanımdan başka çekineceğim bir şey olmadığı gibi, içimden gelenleri çok rahat yazabiliyorum. Oysa dergide durum daha farklı bir hal alıyor. Yazdığım yazılarda bir takım kaygılar hissediyorum. Derginin misyonuna uyması, yazılan yazıların okuyucu kitlesini rahatsız etmemesi, edebi kaygı gibi sıkıntılarla yazmak beni epeyce rahatsız ediyordu.

Yazı Notları -1-

Kaynak: http://1.bp.blogspot.com/-Wkt-Er9inQU/UsvC8ctEcgI/AAAAAAAACwQ/84oarMSu-ZE/s1600/347096-3-4-7abda.jpg

Yazmak ile ilgili ne kadar çok yazacağımız şey var, değil mi değerli okur? Yazmanın ciddiyet gerektirdiğine inanıyorum. Sadece bu konuyla ilgili bir deftere sahip olmam gerektiğine inandım ve  bir şirketin hediyesi olan açık kahverengi bir ajandaya notlar almaya başladım.

Nuri Pakdil‘in yazı yazarken kravatını dahi takmasını, işini ciddiye almasına bağlıyorum ve bu durumu ilk öğrendiğimde çok manidar buldum. Bu noktada ben, yıllardır yazmama rağmen hala ortaya elle tutulur bir şeye sahip olamayışımı, bu işi ciddiye almadığıma ve iyi bir yazar olmanın, yazmayı öğrendikten sonraki en önemli faktörün, yazmayı ciddiye almasına bağlıyorum.