"Enter"a basıp içeriğe geçin

Etiket: gündem

Hukuk ve Referandum

Donald Trump’ın kararnamesinin fedaral mahkeme tarafından askıya alınması, ülkemizde başkanlık tartışmalarının yaşandığı zamanlara denk gelmesi açısından ironik oldu. Kaldı ki, kimi Amerikalıların “hepimiz müslümanız” sloganlarıyla Trump’ı eleştirmesi dünyanın bin bir türlü hali olduğunun anlamlı göstergesi.

Ama neticede Amerika’dan bahsediyoruz. Eğer Amerika’dan bahsediyorsak, hiç bir şeyden emin olmamalıyız. Bu ülkenin ne yapacağı belli olmaz. O yüzden zamanla bir şeylere emin olmalıyız.

Ülkemizde böyle bir federal mahkemelerinin olacağına kimse inanmıyor. Bu yüzden Amerika’da yaşanan durum bize göre ütopik. Bağımsız bir hukuk düşünemiyoruz. Aslında hukuk diye bir kavramın varlığına inanmıyoruz. Neden? Aslında halk olarak bunu sormamız gerekir. Biz gerçekten hakkımıza sahip çıkabiliyor muyuz? İktidarlar, nasıl olsa hakkımıza sahip çıkmayacağımız için kimi haksızlıkları rahatça yapabiliyor.

Potansiyel Tehlike


Orman ve Su İşleri Bakanlığınca, Isparta’da yavru köpeğin kulaklarını keserek görüntülerini sosyal paylaşım sitesinde paylaşan iki kişiye, toplam 4 bin 404 lira idari para cezası uygulanacakmış. Ben bunun yeterli olduğunu düşünmüyorum. Çünkü o iki insan, yavru bir köpeğe bunu yapabiliyorsa, insanlara da zarar verebilir. Bu çok açık. Modern hukuka saygı duyuyorum ama burada bir hukuktan bahsedemeyiz. Aslında idari para cezası yerine, adli para cezası olmalıydı. Hukuk olayı sadece bir köpeğin kulağını kesmek olarak yorumlamaması gerekiyordu. Bu hastalıklı ruha sahip insanların yaptıklarının çok adice bir davranış olduğu ve aslında toplum içinde potansiyel tehlike oldukları göz ardı edilmemeliydi.

İktidar Yanlısı Yayınlar ve Berkin Elvan Karikatürü Üzerine

294762_cover

Savaş ve Barış isimli şaheserin sekizyüzseksen sayfadan oluşan ilk cildini bititmenin haklı zaferini yaşadıktan kısa bir süre, yemeden içmeden iktidar yanlısı “Gerçek Hayat” dergisindeki yazılarda; bir iktidarın nasıl savunulacağını görüyorum.

Bundan yıllar önce, iktidarı yer yer savunan biri olarak o zamanlar iktidarı eleştirenlerin inanamadığım zamanlara inanamıyorum. Herkes için farklı olabilir ama dünyada iki temel gerçek var; biri ölüm diğeri ise insanların fikirlerinin değişme ihtimali. 

Mustafa Altıoklar’ın Entelektüel Seviyeye Ulaşması Dileğiyle

Her şeyin siyasallaştığını ve entelektüel tutumların azaldığını söylersek yanıldığımızı sanmıyorum. Bunun son örneği, ifade özgürlüğü kapsamında İstanbul’un Fethi ile ilgili düşüncelerini entelektüel tutumdan uzak bir şekilde sarf eden  itici yönetmen Mustafa Altıoklar.

Şuradan ve demokrasinden yana biri olarak elbette mutlak monarşiye karşıyım ama tarihime en azından saygılıyım. Avrupa dünyanın altını üstüne getirirken, Altıoklar gibilerin görmediği bir şey var; Osmanlı’nın o dönem yapması gerekenleri yaptığı gerçeği. Hem vasatın altında bir yönetmenin İlber Ortaylı‘nın ifadesiyle; “tüm zamanların en entelektüel mareşali”ne karşı kurmuş olduğu cümleler tam bir gaflet.

1_2692

Bir Şeyler Yapmalı!

Dünya’da çok fazla acı var. Bu doğru. Gazetelerin “Dünya Gündemi” sayfasına sığamayacak kadar çok acı var. Ülkemizde de. Cizre ve Silopi’de halk yerini yurdunu terk ediyor. Neden? Ne idiğü belirsiz bir örgütün sözde özgürlük mücadelesi yüzünden. Onların bu özgürlük mücadeleleri, Cizre ve Silopi’deki halkların, özgürce yurtlarında ikamet etme özgürlüklerini kısıtlıyor. İnsanın içi cız ediyor.

Rusya’nın attığı bombalarda ölen ve yaralanan masum insanların videolarını izlemeye yürek dayanmıyor. Ne yapıyoruz peki? Sıra bize gelene dek, hayatımıza bir şekilde devam ediyoruz. Şimdi bana sorarsınız? Ne yapalım peki?

Her Şeyde Bir Hayır Vardır

Saadet Partisi’ni mecliste görmek isterdik. Benim bilmediğim zamanlarda o hoş edasıyla Erbakan gibi meclis kürsüsünden konuşacaklar mıydı bilemiyoruz. İlk cümlemin di’li geçmiş zamanda olması, Saadet Partisi’nin 1 Kasım seçimlerinde meclise giremeyeceğine dair kesin inancımı ifade etmektedir.

1 Kasım seçimlerinden sonra, HDP’yi mecliste görmek beni üzecektir. Çünkü nezdimde en samimiyetsiz partidir kendileri. Biz ne kadar Türklüğümüzü ikinci kimliğimize attıysak, zamanında onlar da Kürtlüklerini ön plana çıkardılar. Her ne kadar dini kimliklerde buluşmak arzumuz olsa da, şu an için mümkün gibi görünmüyor. Çünkü dinimizde de Türkiye’deki siyasi partilerden daha fazla hizipleşme söz konusu olduğu için, dini kimlikte buluşamıyoruz. Her ne kadar bu gerçek böyle olsa da, siyasi parti ayrılıkları aynı zamanda mezhepsel ayrışmalarla doğru orantılı.

“Her Şeyi Duydum Anne”

2008-2012 yılları arasında İstanbul’da özel bir hastanede sağlık memuru olarak görev yaptığım Yoğun Bakım Servisindeki şefim, hastaların yanında onlarla ilgili olumsuz konuşmamamız gerektiğini söylerdi. Hasta solunum makinesine bağlı bir şekilde hayatını devam ettirirken ve fiziki olarak hayat belirtisi göstermeyen hastaların duyabileceği ihtimali bize biraz ilginç gelse de, kitabi bilgilerde bunun doğruluğu açıktır.

12 yaşında gizemli bir hastalığın baş göstermesi sonucu, Martin Pistorius’un hayatı değişmeye başlar. Oysa Güney Afrika’da yaşayan sıradan bir çocuktur.