"Enter"a basıp içeriğe geçin

Etiket: düşünce

Var Olmak Üzerine Kısa Okumak Üzerine Daha Kısa Bir Yazı

Şiir neden var? Bu sorunun cevabı hem çok uzundur, hem de çok fazla cevabı vardır. Ama insanın neden var olduğunu Kutsal Kitaplar ve Kutsal İnsan olan Peygamberler zamanında söylemiş. Buna rağmen dünya var oluşundan beri, Allah gerçeğini bir kenara koyup, insanın neden var olduğunu araştırmak insanoğlunun en büyük fantezisi. Allah katında ademoğlu, velisinin nazarındaki yaramaz çocuktan farksız. Dur dersin durmaz, yapma dersin yapar ve saire.

Ademoğlunun böyle ele avuca sığmaz, kabına sığmaz, yaramaz ve söz dinlemez olacağını bırakın Allah’ı, yanındaki melekler dahi biliyordu. Buna rağmen ademoğlu eşref-i mahlukat vasfını hala taşımakatadır.

Neyse Ki Öleceğiz

indir

Evet bu doğru. Hepimiz öleceğiz. Bu dünyadaki endişelerimizin hiç bir önemi kalmayacağı bir zaman gelecek. İnandığımız dine göre ölümden sonrası karanlık da değil. Dünyanın var oluşundan beri, Allah’ın elçilerinin mesajları bizlere iletilmiş. Yetmemiş bir de filozoflar bu konuda üzerinde epey düşünmüş.

İnsanın dünyaya geliş amacı elbette mutlu olmak değil. Bunu her şeyden önce bilmeniz gerekiyor. Yaşadığı hayatın her anını mutlu geçirmek isteyen insanlar ahmaktır. Dünya insanın mutluluğa kavuşması için ihtiyaç duyduğu araçtır. Başka bir şey değil. İnsan her hareketinden mesuldur. Mücadele etmek zorundadır. Sabretmek, doğru olanı yapmak. İnsan dünyaya savaşmak için gelmiştir. Hiç bir Kutsal Kitap ya da Allah’ın hiç bir Peygamberi insanlara dünyada mutlu olmalarını vaat etmemiştir. Hatta aksine doğru olanı yapmanın bir bedeli olduğunu bizlere iletmişlerdir.

Sorumluluk Üzerine

İnsan içerisinde bulunduğu eksiklik ve yarım kalmışlık duygusundan nasıl kurtulur? Gece yatmadan önce, “bugün güzel bir gün yaşadım” cümlesini kurduran şey nedir? Bence sorumlukluk. Evet insanın hayatını anlamlandırmanın ilk aşaması naçizane düşüncem; sorumlulukların yerine getirilmesidir.

Sabah erken kalkmak, namazlarımızı kılmak, balkondaki sardunyaları sulamak, işini doğru yapmak, aileni sevmek, vatanına sahip çıkmak ve saire. Kur’a-ı Kerim, baştan sona insanın nelerden sorumlu olduğunu anlatmıyor mu? Düşünmekten sorumluyuz. Yanı sıra anne babaya bakmaktan, eşini sevmekten ve dünyanın daha iyi bir yer olması için çaba harcamaktan ve bir sürü insani vazifeleri yerine getirmekten sorumluyuz. Eğitim sistemimiz öğrencilerine bir şeylerden sorumlu olması gerektiğini hatırlatmıyor. Hatta bir noktadan sonra sorumluluktan nasıl kaçacağımızı öğretiyor.

Okumak ve Fikir

149520_html_m5b0eb4e

Aslında bu yazıyı kaleme almadan önce, bir dergide röportaj okuyordum. Keyifli ve “gönüle” hitap eden bir röportaj. Bu konudan size sonra belki bahsederim. Ama röportajı söyleyeyim; Cins Dergi, Nisan sayısı; sayfa 10…

İnsanlar soyut şeylerle ilgilenmiyor gibi geliyor bana. Fikir gibi bir kelime kaplerde heyecan uyandırmalı. Hayatı anlama noktasında bir ipucudur fikir. Mesela bu blog sayfası tümüyle bir fikir. Otuzuna merdiven dayamış bir adamın penceresinden hayata bakış. Okumanın böyle tuhaf ve heyecanlı bir yanı var. Hayatı başkalarının gördüğü gibi görebilmek. Empatinin başka bir boyutu. Ama yakın çevrem dahil çoğu insanın bu sayfada yazılanlarla ilgilenmediğini biliyorum. Onlara hak veriyorum. O kadar sıkıntının içerisinde insanlar, fikirlerin ağırlığını omuzlarında hissetmek istemiyorlar.

Düşünceye Dair

8ed4d2_2a4641a43bdf466297da9cebf3190db4

Kimi zaman benim kafamın karışık olduğunu söylüyorlar. Yani tutarsız bir düşünceye sahip olmadığımı tam olarak söyle(ye)meseler de ben anlıyorum. Üzerinde pek durmuyorum, zira kavramların karıştığı ve kelimelerin anlamını yitirmeye başladığı bu zamanlarda bu durumu tabii karşılıyorum değerli okur.

Kafası karışık olmamak büyük meziyet. Yani tutarlı bir düşüncesi sistemi beşer aklıyla mümkün olmasa gerek. Uzun bir süre günlük tutan biri olarak, insanların inandığı şeylere daha sonra inanmamaya başladığını bizzat tecrübe ettim. Artık çok fazla iddialı değilim. Emin olamıyorum çoğu şeyden. Zira değişebilir. Ki değişmelidir de. Bir çok bilim ve ilim adamının fikirlerinin değiştiğine tanık oluyoruz. Fikirlerin değişmesinden korkmuyorum. Hatta bazı konularda fikirlerimin değişmesinden açıkçası memnuniyet duyuyorum. 

Düşüncelerimin Yansıması

İnsan bir yerden başlamalı ama nereden? Anlamlı bir başlangıç için “din” konusu önemli. Din insanın nereden başlayıp, nerede durması gerektiğini gösteriyor. Açıkça. Ama insan o kutsal satırlarda gözlerini gezdirmekle anlamıyor hakikatleri. Öyle olsaydı o kutsal metinlerde defalarca gözlerini gezdiren bir adam olarak, zihinsel olarak gaflette olmazdım.

Sanıyorum ki, her insanın hakikat arayışı başka. Öyle olsaydı Allah bir, hepimiz aynı Tanrı’ya inanırdık. Hepimiz aynı Tanrı’ya inanmıyoruz sanırım, hepimiz aynı Tanrı’ya inandığımızı sanıyoruz. Hangimizin Tanrı’sı gerçek, hangimizin ki zihnimizin yarattığı bir sanrı büyük bir meçhul. Çok mu iddialı konuştum? Sanmıyorum. Benim bildiğim bir Allah var. Tanrı kelimesi, yazının seyri açısından daha uygun olduğu için kullandım. Biliyorum. Tanrı kelimesini bu yazıda kullandığım için rahatsız olacak insan çok. Şunu bile duydum; “Allah Tanrı’nın cezasını versin.”

Nasıl Fikir Adamı Olunur?

Bunun aslında tek bir cevabı var; bir insan fikir adamı olmak istediği için fikir adamı olmaz, değerli bir fikri olduğu için fikir adamı olur. Bir fikir adamı olmadığım için çok emin değilim ama sanırım fikir adamı heves edilebilecek bir konum değil. Sanırım karizmatik yanı da yok. Fikir adamı, gerçekten bir fikri var ise ve aynı zamanda adam ise cesur bir şekilde fikrini paylaşır, hiç bir şeyden ve hiç kimseden çekinmez.

Kaynak:http://kitap.radikal.com.tr/Posts/2013/07/26/resim-9257-133A-B2BF.JPG

Milli eğitim sanırım fikir adamı yetiştirmiyor. Zaten bu devletin görevi değildir. Sistemli olarak fikir adamı yetişmez. Fikir adamı yaşadığı toplumdan kendi çabası ile sıyrılan ve tüm fikir ve tecrübelerini özgürce paylaşan şahıstır.

Pazar Yazıları -2-

Var olmak güzel bir heyecan. Var olmayı hissetmek, var olduğunu bilmek ve “bu dünyada ne işimiz var” sorusunun cevabını vermek gerekir. Çünkü ölüm diye bir gerçek var ve bu gerçekle ne zaman tanışacağımızı bilmiyoruz. Aslında hepimiz bir nevi ölümü bekliyoruz. Elbette ölümün ne olduğunu biliyoruz, gözlerimizle başkalarının ölümünü gördük ama ölümden sonrasını daha görmedik. Bu yüzden insanlık olarak ölümden sonrası ile ilgili genel bir kanaatimiz yok. Her dine, coğrafyaya ve kültüre özgü ölümden sonra senaryoları var. Hepimiz bir başkasına inanıyoruz.