"Enter"a basıp içeriğe geçin

Etiket: cemali karaca

Okuma Meşguliyetiyle Münasebetim Hakkında İkinci Yazım

Man Reading Book and Sitting on Bookshelf in Library --- Image by © Royalty-Free/Corbis
Man Reading Book and Sitting on Bookshelf in Library — Image by © Royalty-Free/Corbis

Geçenlerde okuduğum küçük bir hikaye yüreğime su serpti. Adamın biri sürekli okumasına rağmen okuduklarından hiç bir şey anlamıyormuş. Konuyu bilge bir adama açmış ve adam kendisine bir hurma uzatmış. Adam şaşkınlıkla hurmayı yer ve bilge adam; “bu hurmayı yemeyle nasıl birden büyümüyorsan, okuduğun kitaplar da tıpkı bu hurma gibi yavaş yavaş etkisini gösterecek.”

Her bir kitap başka bir amaca hizmet ediyor anlaşılan. Benim kitaplarla aram iyi değildir aslında. Benim elimde sürekli kitap gören insanlar buna çok alıştı. O kadar ki, artık benim çok okumam çok sıradanlaştı ve olması gereken şey zaten bu idi.

Kısa Bir Yürüyüşün Ardından

Sokağın bir ruhu vardır. Her sokak insanda başka bir his bırakır. Modern dünya, her şey gibi sokak kültürümüzü de elimizden alırken, aynı sokağın insanları hep yabancı kalacaklardır birbirlerine.
Cemali Karaca/Geçen yaz notları…

Tempolu adımlar, yazdan kalma ılık bir hava, ruhsuz sokaklar ve iki yana dizilmiş onlarca arabalar. Yürüyüş esnasında hissettiğim pek az bir şey olmadı. Sadece bir an önce zamanın geçmesini istedim. Ruhsuz sokaklarda yürüyüşler pek keyifli olmuyor neticede. Bulunduğum ilçenin de bir yürüyüş parkuru yok ne yazık ki! Olsa bilirdim sanırım. Belki hafta sonları doğa yürüyüşler için bir iki alan vardır, o da varsa.

Müstakil Gazetesi’ne Dair

log

Gazete okuma konusunda pek başarılı değilim ama şu aralar elimden düşürmediğim bir gazete var; Müstakil Gazete. Kendi ifadeleri ile;

“Emperyalizm ve Kemalizm’e yüzde yüz muhalif. Mutedil İslami hareketlere ait. IŞİD, DAİŞ, DEAŞ diye anılan Bağdadi Grubu, Hamaney rejimi, “Paralel Yapı” gibi sözde İslami ve fakat özde bozguncu oluşumlardan berî. Banka reklamı almayan. Belden aşağı vurmayan. Böyle bir gazete işte.”

Hakan Albayrak kurucusu. Kendisini az-çok tanırsınız.

Kitapların Dünyasında Kısa Bir Tur

a-book-a-week-imageÇabuk bitirilmeye çalışan bir kitap, dinlenilmesi gereken bir insanı dinlerken gösterilen sabırsızlık. Bir kitabın çabuk bitmesini istemek çok açık yazarına hakaret. Bir kitabı bitirmek önemli değil. Kitap mutlaka biter. Ama o kitaptan bir şey alamazsan o kitabı okumanın hiç bir anlamı yok.

Şu an ki okuduğum kitap. Bu Ülke. Cemil Meriç. Allah razı olsun. Allah rahmet eylesin. Gözlerini kaybeden ve tüm heybetiyle bir fikir işçisi olduğunu haykıran bu şahsiyetin kitabının bitmesini istemek, onun yıllar süren çabasına ve cefasına saygısızlık. Bunu kabul edemiyorum. Bunu nefsime söylüyorum. Ve bunu sizinle paylaşıyorum. Yoksa kimseye akıl vermek gibi bir niyetim asla olmadı. 

İçimden Gelenler

*Dışarıdan bakıldığında ukala biri olarak görünüyor muyum bilmiyorum. Gerçi son zamanlarda bu durumla pek ilgilenmiyorum. Öğrenmek hususunda ne yapıyorsam, kendim için yaptığımı rahatlıkla söyleyebilirim. Ukalalık demeyelim de, bazı hususları bilmenin doğal sonuçları rahatsızlık verebiliyor olabilir. Üzgünüm ama kimseyi kendim gibi inanmaya zorlamak gibi bir derdim yok. Herkesin hakikate ulaşacağı yol farklıdır. Ben kendi yolumda yürüyorum. Kimseye bu yolda yürümeye zorlamıyorum. Bu yolun henüz doğru yol olduğuna emin değilim çünkü.

*Güzel bir yazı yazma endişesinde değilim. Belki de ademoğlu, bu tür konularda insanlarla ilgili endişe etmeyi bırakmaya başladığı zaman her şeyi yola koyabilir. Şimdi burada felsefe yapmak için şahane bir ortam oluştu tabi felsefe yapılan bir şeyse. 

Okumak… Okumaya Nereden Başlamalı?

Not: Bu yazı Müslümanlık referans alarak yazılmıştır. Diğer din mensuplarıyla ilgili değildir.

Okumak ama neyi? Ya da kimi? Herkes okumanın öneminden bahsediyor. Hatta birileri zahmet buyurup liste bile hazırlamış. Benim de kendime ait bir okuma listem var ama ben ukalalık edip paylaşmayacağım. Ama okumak ile ilgili bir kaç kelam etmeden de geri durmayacağım. Dünya’ya okumak ile ilgili ben de bir kaç ifade bırakmayı temenni ediyorum.

Nitelikli okuma becerimin olduğunu söyleyemem ama nereden başlayacağımı zannediyorum (Aslında “iyi biliyorum” diyecektim ama bu ifadeyi kullanmaya cesaret edemedim.).

Düşüncelerimin Yansıması

İnsan bir yerden başlamalı ama nereden? Anlamlı bir başlangıç için “din” konusu önemli. Din insanın nereden başlayıp, nerede durması gerektiğini gösteriyor. Açıkça. Ama insan o kutsal satırlarda gözlerini gezdirmekle anlamıyor hakikatleri. Öyle olsaydı o kutsal metinlerde defalarca gözlerini gezdiren bir adam olarak, zihinsel olarak gaflette olmazdım.

Sanıyorum ki, her insanın hakikat arayışı başka. Öyle olsaydı Allah bir, hepimiz aynı Tanrı’ya inanırdık. Hepimiz aynı Tanrı’ya inanmıyoruz sanırım, hepimiz aynı Tanrı’ya inandığımızı sanıyoruz. Hangimizin Tanrı’sı gerçek, hangimizin ki zihnimizin yarattığı bir sanrı büyük bir meçhul. Çok mu iddialı konuştum? Sanmıyorum. Benim bildiğim bir Allah var. Tanrı kelimesi, yazının seyri açısından daha uygun olduğu için kullandım. Biliyorum. Tanrı kelimesini bu yazıda kullandığım için rahatsız olacak insan çok. Şunu bile duydum; “Allah Tanrı’nın cezasını versin.”

1 Kasım Seçimleri Üzerine

Yarın ülkemiz için önemli bir gün. Allah ülkemiz için hayırlı olanı nasip etsin. Yarın oyumuzu inşallah kullanacağız. Oyumu bu ortamda hangi partiye vereceğimi söylemenin doğru olmadığını düşünmekteyim. Ama beni yakından tanıyan insanlar, benim hangi partiye o vereceğimi biliyor.

Seçime saatlere kala gözlemlerimi sizinle paylaşmak isterim.

Tarafsızlık Ve Yahut Tutarsızlık

317234-3-4-96651Taraf Gazetesi ilk çıktığında, “tarafsız habercilik” yalanına başvurmadıkları için ilgimi çekmiş ve beni heyecanlandırmıştı. Çünkü kendimi bildim bileli tarafsız haberciliğe inanmam. Çoğu medya organı da bunu ifade etse de, aslında durumun böyle olmadığını herkes bilmektedir.

Bazen ister istemez tutarsız olduğumu düşünüyorum. Tıpkı şairin dediği gibi; “hem Neşet Ertaş’ı, hem de Bülent Ersoy’u aynı anda sevmeyi başararak” misali hayata tutunmaya çalışıyor görünsem de, esasında yapmak istediğim hakkaniyetli olmaktan başka bir şey değil. Örneğin dünkü “Teröre Karşı Tek Ses” mitinginin AKP mitingi olduğuna inandım ve bunu ifade ettim ama aynı zamanda, Ağrı’da çekilen ve çöpçülerin Türk Bayraklarını süpürürken göründüğü bir fotoğrafı AKP mitingi sonrası diye, sosyal medyada dolaştırılmasından duyduğum rahatsızlığı da aynı şekilde ifade ettim.