Etiket arşivi: bilim

Asteroit (Küçük Gezegen) Nedir ?

asteroit-nedir-asteroitler-hakkinda-detayli-ayrintili-bilgi

asteroit-nedir-asteroitler-hakkinda-detayli-ayrintili-bilgi

1801’de İtalyan astronom Giuseppe Piazzi, Güneş’in çevresinde Mars’tan biraz daha uzak bir yörüngede dolanan yeni bir gökcisminin varlığını ortaya çıkardı.
Önceleri bunun Mars ile Jüpiter gezegenleri arasında yer alan yeni bir gezegen olduğu sanıldı. Ama, bu keşfi izleyen birkaç yıl içinde, hepsi de normal gezegenlerden çok daha küçük, birkaç gökcismi daha belirlendi. Bugün astronomide bu cisimler “küçük gezegen” ya da “asteroit” olarak tanımlanır.
Piazzi’nin 1801’de keşfettiği Ceres, bilinin küçük gezegenlerin en büyüğüdür. Ceres’in çağı yaklaşık 1.020 kilometredir. Ama küçük gezegenlerin büyük bölümü çok küçüktür. Büyüklük bakımından Ceres’ten sonra gelen Pallas’ın çapı yalnızca 585 kilometredir. Bilinen 2.000 dolayındaki küçük gezegenin ancak 250 kadarının çapının 100 km ya da daha büyük olduğu sanılmaktadır.

asteroid-nedir

asteroid-nedir

Astronomlar, Güneş sisteminde milyonlarca küçük gezegenin bulunduğunu söylemektedirler; bunların bazıları yalnızca irice bir çakıl büyüklüğündedir. Küçük gezegenlerden yansıyan ışık ışınları üzerinde yapılan incelemeler, bu cisimlerin büyük çoğunluğunun demir ve nikel gibi metallerle karışmış taşsı malzemelerden oluştupunu gmstermektedir. Ama, Güneş’ten çok uzakta olan bazılarının buz ve kayaçlardan oluştuğu sanılıyor.
Küçük gezegenlerin büyük bölümü Güneş’in çevresinde, Mars ile Jüpiter’in arasındaki bir yörüngede dolanmaktadır. Önceleri bu cisimlerin patlamış bir eski gezegenin kalıntıları olduğu düşünülürdü, ama bugün Mars ile Jüpiter’in arasında herhangi bir gezegenin bulunmuş olduğu varsayımı bırakılmıştır. Çünkü, Güneş sisteminin en büyük gezegeni olan Jüpiter’in kütleçekimi çok güçlüdür ve bu nedenle o bölgede bir başka gezegeni oluşturacak kadar malzeme toplanıp birleşmiş olamaz.

İşte Google’nin Robot Askerleri !

google-robotlari

google-robotlari

Bence Dünya geleceğinin şekillendiği ve bilim kurgu filmlerine daha da yaklaştığımız bu günlerde hepinizi şaşırtacak bir kaç videoyu sizler ile paylaşacağım.

Daha önce Boston Dynamics’i duydunuz mu ? Öncelikle bunun ile başlamak istedim. Google’nin bünyesine kattığı bu şirket ile Amerikan ordusu için robot üretiliyor.

google-robotlari-hakkinda-bilgi

google-robotlari-hakkinda-bilgi

Robotların videosunu ilk izlediğiniz de hayran kalacağınızı ve bizde neden yok diye düşüneceğinizi düşünüyorum. Robotlar daha önceden haberlerde izlediğimiz diğer robotlar farklı. Belki hatırlarsınız bir robot merdivenden düşmüştü. Ama izleyeceğiniz bu videolarda ki robotlara tekemeler atılıyor bana mısın demiyorlar !

Roporlar dağ taş demeden yürüyorlar. Yüzlerce metrelik yükseklikten atlıyorlar. O kadar iyi yürüyolar ki yürüdükleri yerlerde adım izi bile bırakmıyorlar. Hiç bir kıpırtı izi bulunmuyor. Kimisi de insanlara çok benziyor. Onlarca video bulunan youtube kanalı için tıklayınız.

Videolar hakkındaki fikrilerinizi bekliyorum arkadaşlar. Benim gibi hayran kaldınız mı ? Bilişim ile kalın !

Ludwig Boltzmann Kimdir (1844-1906)

ludwig-boltzmann-1844-1906

ludwig-boltzmann-1844-1906

Avusturyalı fizikçi ve bilim felsefecisi. Graz (1869), Münih (1891), sonra Viyana (1895) üniversitelerinde fizik ve matematik dersleri verdi. Ağır bir hastalık geçirdi ve intihar etti.
Boltzmann, gazların kinetik kuramının yaratıcısıdır; bu kuramın sınırları, onun ve onu izleyenlerin çalışmalarıyla istatistiksel mekanik anlayışına kadar genişledi. En önemli başarılarından biri, Clausius’un Maxwell’in araştırmalarına dayanarak, 1872’de, kapalı bir kap içindeki gazın hâl ayırt edicisini gösteren H fonksiyonunun tanımını yapmasıdır. Bu, azalan bir fonksiyondu ve bu yönüyle farklı işarette bir entropiyi andırıyordu. Ama Boltzmann’ın en ilgi çekici katkısı, bir gazın makroskobik hâllerinin olasılığı kavramını geliştirmesidir; bu olasılığı, söz konusu gazın her hâline denk düşen mikroskobik “oluşumları” sırasıyla ölçtü. Böylece 1876’da, bir gazın ve daha genelde bir sistemin hâl olasılığının logaritmasına eşdeğerdi. Loschmidt ve Zermelo bu görüşlere şiddetle karşı çıktılar. Ortada bir paradoks bulunduğunu öne sürdüler; Boltzmann’ın entropiyi açıklamasında mekanik süreçlerin tersinir olduğunu, oysa termodinamiğin ikinci ilkesinin, entropinin yalnızca artabileceğini ortaya koyduğunu ve dolayısıyla bir sistemin evriminin tersinir olamayacağını söylüyorlardı. Bu tartışmalar Boltzmann’ı bu temel düşünceye yöneltti: makroskobik süreçlerin tersinirliği olanaksız değildir; ama çok zayıf bir olasılık gösterir; tersinir olasılığının çok zayıf oluşu da uygulamadaki tersinmezliği açıklar.

Görüngücü fiziği, makroskobik termodinamikte çok sayıda ve parlak deneylerle doğrulayan araştırmacılar ve özellikle Ostward, Boltzmann’ın atomculuk düşüncesini yenilgiye uğrattı; böylece atomculuk düşüncesi, yeni açıklamalar getirmediği gerekçesiyle 1880’den sonra bilim dünyasının gözünden düştü. Bununla birlikte Boltzmann’ın istatistiksel mekanikle ilgili düşünceleri, 1900’de Planck’ın kuantumları ve 1905’te Einstein’ın fotonu bulmasında en büyük etken oldu. Özellikle, entropinin olasılıkçı gösterimini açıklamak için, Boltzmann’ın öne sürdüğü, bu varsayım fiziğe önemli katkılar sağladı: her parçack enerjisi yalnızca aynı nicelikte bir enerjinin tam katları olan kesikli değerler alır.