"Enter"a basıp içeriğe geçin

Kategori: Siyaset

Hukuk ve Referandum

Donald Trump’ın kararnamesinin fedaral mahkeme tarafından askıya alınması, ülkemizde başkanlık tartışmalarının yaşandığı zamanlara denk gelmesi açısından ironik oldu. Kaldı ki, kimi Amerikalıların “hepimiz müslümanız” sloganlarıyla Trump’ı eleştirmesi dünyanın bin bir türlü hali olduğunun anlamlı göstergesi.

Ama neticede Amerika’dan bahsediyoruz. Eğer Amerika’dan bahsediyorsak, hiç bir şeyden emin olmamalıyız. Bu ülkenin ne yapacağı belli olmaz. O yüzden zamanla bir şeylere emin olmalıyız.

Ülkemizde böyle bir federal mahkemelerinin olacağına kimse inanmıyor. Bu yüzden Amerika’da yaşanan durum bize göre ütopik. Bağımsız bir hukuk düşünemiyoruz. Aslında hukuk diye bir kavramın varlığına inanmıyoruz. Neden? Aslında halk olarak bunu sormamız gerekir. Biz gerçekten hakkımıza sahip çıkabiliyor muyuz? İktidarlar, nasıl olsa hakkımıza sahip çıkmayacağımız için kimi haksızlıkları rahatça yapabiliyor.

1 Kasım Seçimleri Üzerine

Yarın ülkemiz için önemli bir gün. Allah ülkemiz için hayırlı olanı nasip etsin. Yarın oyumuzu inşallah kullanacağız. Oyumu bu ortamda hangi partiye vereceğimi söylemenin doğru olmadığını düşünmekteyim. Ama beni yakından tanıyan insanlar, benim hangi partiye o vereceğimi biliyor.

Seçime saatlere kala gözlemlerimi sizinle paylaşmak isterim.

Beştepe Sofrası

Toplumun yarısı kendisinden pek hoşnut değil ama Türk siyasi tarihine adını bir şekilde yazdırdı Erdoğan. Daha önce kendisinden kısmen hoşnut ve razı olarak ara ara diğer yüzde elli de saf tuttuğum zaman oldu. Şimdi ise seviyeli bir muhaliflik içerisindeyim.

Son 12 yılda ekonomik alanda iyi-kötü bir değerlendirme yapamayacağım ama ilim irfan yönündeki gelişmelere somut bir şekilde hissedilmeye başladın. Her ne kadar medya kanalı ile kültürümüze aykırı bir çok unsur empoze edilse de, yine de bazı medya kanallarında Yedi Güzel Adam’ın şiirlerini dinleme fırsatı bulabildik.

Gelelim Beştepe sofrasına;

Ülkenizi Sevmiyor Musunuz Gençler?

2007 gösterime giren Marjane Satrapi’nin aynı ismi taşıyan ve çizgi roman olarak yazılmış otobiyografisinin sinemaya uyarlanmasıyla yapılmış animasyon film Persepolis‘in bir sahnesinde, İslam Devrimi‘yle artık yaşanmaz olan İran’dan kaçıp gitmeyi teklif eden sevgilisine Marjane; “Batıda sokakta düşüp ölsen kimsenin umurunda olmaz” der. Bu cümle haliyle beni etkilemiştir. Onca sıkıntıya rağmen ülkesinde kalıp, Doğu’ya özgü insancıllığa ihtiyaç duyması beni çok etkilemiştir.

Doğruyu Bilme Meselesi

Evrensel etik değerlerine aykırı olmadığı müddetçe, herkesin özgürce yazabildiği bir Dünya için  dua ediyorum. Çünkü buna ihtiyacımız var. Doğru karar vermek için hakikatleri bilmek zorundayız.

Korkusuzca, doğruları yazanların yokluğunu göstermesin Allah.

George Orwell’in 1984 isimli romanını okuduğumda, böyle bir Dünya’da insanın nasıl yaşayabileceğini merak ediyordum. Bu belki de başımıza gelebilecek en kötü şey olurdu elbet. Şu an yine de Allah’a şükür, kısmen de olsa özgürlüğümüz yerinde. Konuştuğum Suriyeli arkadaşlar, henüz Türkiye’de bir diktatörlükten bahsedilmemesi gerektiğini söylüyor. Zamanımız var demek.

BirGün Gazetesi’nin Endişesine Dair

Sol görüşlü gazeteleri okumayı seviyorum. Yabancı kaldığım bu ideolojinin sularında yüzmek beni heyecanlandırıyor. Onlara göre Tanrı‘yı bana göre Allah‘ı dünyalarından çıkaran ya da Tanrı’yı kimi Avrupa ülkelerindeki gibi sembolik krallar gibi gören bu düşünceye mesafem her zaman nettir. Ama sığ düşüncede olmadığım için, onların bir takım ifadelerini, kendi inanç sistemimle örtüştürdüğüm için bazen gazetelerini alıp okuyorum.

 Aynı zamanda Müslüman entelektüel, fikir adamı Tariq Ramadan'in dedesidir.

BirGün Gazetesi geçenlerde bir haber yayınladı. Serbay Mansuroğlu’nun haberine göre; Esenler İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, ‘Bir kitap bir dünya’ projesi kapsamında okullara dağıttığı Ahlak Bilinci kitabında seküler ve bilimsel eğitime