"Enter"a basıp içeriğe geçin

Kategori: Kitap

Kötü Roman Olur mu?

Bir romanın iyi olup olmadığına karar vermek için, çok fazla iyi roman okumanıza gerek yok; çünkü bir romanın iyi veya kötü olması, bir kişinin hükmüne bağlı değildir. Bu yüzden iyi kitaplar ve kötü kitaplar bazen sadece kişinin kendi görüşüdür ve bu roman hakkında kesin bir hükmü değil bir yorumu belirtir. Ama bir takım istisnalar vardır ve bazı romanlar gerçekten iyi romandır. Bu romanların iyi roman olduğuna da en iyi zaman karar verir. Örneğin Savaş ve Barış, Suç ve Ceza, Bülbülü Öldürmek gibi…

Kumral Ada Mavi Tuna, bir kadın romancının (Buket Uzuner) eseri ve fazlaca duygusal. Konuşma metinleri çok ağdalı ve romandaki dünya gerçekten çok uzak, yapay ve iğreti bir dünya. Çok fazla ütopik. Roman olduğu için rahatça eleştiriyorum. Olaylar arasında geçişler çok keskin ve bazen saçmalığa varacak derece mantık dışı. Bu yüzden romanın sonunu beklemeden kitabı kaldırmak istedim yerine ama şıpsevdi bir okuyucu olmadığım için kitaba biraz zaman tanıdım.

Oku-Yorum : Haremin Son Yüzyılı (Sultanlar Ve Damatlar)

hareminsonyuzyili-kapak

Bir şeyin sizin için doğru olup olmadığı, hayatta doğrularınızı neye göre belirlediğimize bağlıdır. Osmanlı’ya hayran olmak ya da onu acımasızca eleştirmek sizin fikirlerinizi neye dayandırdığınıza bağlıdır. Yani referansınız ne ise ona göre düşünür ve karar verirsiniz.

Yaşadığım toprakların Mutlak Monarşi ile değil de, demokrasiyle yönetildiği için Allah’a şükürler ediyorum. Demokrasimiz tartışılabilir ki her daim tartışılıyor. Ama yine mutlakıyetten iyidir değil mi okur? Düşünün koskoca imparatorluğun, daha sonra Galata Bankerleri’nden borç alacak durumu düşmesi insanın içini acıtıyor. Ama tarihe şöyle bir bakarsak, bu sonucu garipsememek gerekir.

Abdülhamid okumalarının bir parçası olarak okuduğum, Cevdet Kırpık’ın kitabı “Haremin Son Yüzyılı: Sultanlar ve Damatlar” kitabı neredeyse bir ibretlik vesikası.

Umberto Eco’nun Kitabını 1 TL’ye Almak

DSC_0150

Yukarıdaki yer Pendik Bit Pazarı. Kurtköy-Pendik bağlantısı üzerinde Sabiha Gökçen Havalananına gelmeden sağda kalıyor. Bit Pazarı’nın ne olduğunu az çok biliyoruz zaten. Aradığınız her şeyi bulmanız mümkün. Kırık bir gitar, eski bir bisiklet, bir çay bardağı, eski bir plak, kitap, defter, ajanda, eski ama çok eski ayakkabıların yanı sıra daha neler neler ve nihayetinde kitaplar.

Bit pazarından pek bir beklentim yok ama aradığım tek bir şey var kitap. Eşya ile anlamlım münasebetim burada devreye giriyor değerli okur. Kitapları kişileştiriyorum. Yerdeki soğuk tezgahlarda dururken, güzel bir kitaplıkta yer almak için can atıyor gibi geliyor bana. Bit pazarındaki tüm kitap tezgahlarını dolaşıyorum. Her kitabı alamam elbette. Titizlikle seçiyorum onları. Bana gönül koyanlar olabilir ama her kitabı okumam ve zengin olmanın yollarını anlatan bir kitabı asla kütüphanemde barındırmam. Onların bana verebileceği bir şey yok. Çünkü zengin olmaya niyetim yok.

Çöp Tenekesindeki Kitap

Çok zengin olmayı vaat eden, aptal kişisel gelişim dışındaki kitapları saymazsak çöpe hiç kitap atmadım. Doğru olduğunu söyleyemem ama bugün çöpe atılan kitabı gördüğümde, bunu atanların elbet mantıklı bir sebepleri olduğunu düşündüm. Belki de bu kitap onlar için bir ıvır zıvırdır. Bu hepimiz için geçerli bir şey olabilir. Kütüphanelerimizde, bir…

Kitapların Dünyasında Kısa Bir Tur

a-book-a-week-imageÇabuk bitirilmeye çalışan bir kitap, dinlenilmesi gereken bir insanı dinlerken gösterilen sabırsızlık. Bir kitabın çabuk bitmesini istemek çok açık yazarına hakaret. Bir kitabı bitirmek önemli değil. Kitap mutlaka biter. Ama o kitaptan bir şey alamazsan o kitabı okumanın hiç bir anlamı yok.

Şu an ki okuduğum kitap. Bu Ülke. Cemil Meriç. Allah razı olsun. Allah rahmet eylesin. Gözlerini kaybeden ve tüm heybetiyle bir fikir işçisi olduğunu haykıran bu şahsiyetin kitabının bitmesini istemek, onun yıllar süren çabasına ve cefasına saygısızlık. Bunu kabul edemiyorum. Bunu nefsime söylüyorum. Ve bunu sizinle paylaşıyorum. Yoksa kimseye akıl vermek gibi bir niyetim asla olmadı. 

Röportaj / Milli Fantastik, Bilim-Kurgu ve Polisiye Romanımız Hankâh

Eşim ile tanışana kadar fantastik eserlere karşı epey bir mesafem vardı. Ama daha sonra Lord Of The Rings, Star Wars serilerini izleyince fantastik ve bilim-kurgu eserlere olan ilgim arttı.

Bu noktada fantastik, bilim-kurgu ve polisiye türlerini bir romanda buluşturan iki genç arkadaşın henüz yayınlanmamış eseri açıkçası çok fazla dikkatimi çekti. Sayfamda kendilerini ağırlamaktan mutluluk duyacağımı söylediğimde, sağ olsun Ömer Faruk İspir beni kırmadı.

Kitabın adı Hankâh: Balık Tapınağının Azizleri. Merak uyandırıyor. Kendisiyle kitap üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik. Kitabın içeriğini, karakterlerini ve yayınlanma süreci üzerine konuştuk. Epey emek verilmiş bir eser. Yazarlar, bu ülkeye yaraşır özgün bir eser vermek adına çaba sarf ettikleri çok açık. Şimdi sözü fazla uzatmadan, sizi bu keyifli sohbetle baş başa bırakıyorum. 

Kitap Yazmak ve Bastırmak Üzerine

http://www.geeksandbeats.com/wp-content/uploads/2014/06/writer2.jpg

Hayatımda kaldığım en büyük ikilemlerden biri olsa gerek kitap bastırmak. Halihazırda yazdığım bir kitap var. Bu kitabın elimde olmasını ve başkaları tarafından okunma arzusu ile bir yayınevine gönderdim. Ve beklemeye başladım. Cevap beklediğim süre biraz uzayınca, kendilerini aradım ve kitap ile ilgili düşüncelerini sordum. Olumlu olduğunu ama hala editöryal incelemenin bitmediğini söylediler. Aradan bir kaç gün sonra gelen maille, kitabımı basmak istediklerini ama kitabın ilk basımı için 3000 lira gibi bir fiyata mal olacağını söylediler.

Okuma Meşguliyetiyle Münasebetim

Kitap yazma fikri bana bazen çok sıcak gelse de, onca kitabın arasında benim kitabımı neden okusunlar diye sormadan edemiyorum. Arkadaşların samimi teveccühleri nefsimi okşayıp bana kitap yazma fikrini telkin etseler de, ben yeni bitirdiğim “Kimya-yı Saadet” kitabı varken, benim nefsi ve egoist dürtülerle yazdığım kitabımı okumalarını zaman kaybı olarak değerlendiriyorum.

Burada yazıyorum, çünkü burası bir kitap değil. Kitap farklı bir şey. Buradaki yazılar elbette bir rafta yer almıyor ve muhtemelen buradaki yazılar bir kitabın sayfalarındaki kadar hürmet görmüyor. O yüzden burada yazma cür’etini gösterebiliyorum.

Tanrı Sana Ne Yapman Gerektiğini Söylüyor

Öncelikle belirteyim ki; Tanrı kelimesinin kullanılmasından hoşlanmıyorum. Ben Allah demeyi yeğliyorum -ki aslolan budur- ama yazının ilham kaynağı, Tanrı hitabında bulunduğu için, Tanrı kelimesini kullanacağım.

Mutsuz Liz, banyoda ağlarken çaresizliğin had safhasına ulaşmış olacak ki artık Tanrı(!)ya dua ediyor. Bu zamana kadar kendisine hiç seslenmemiş olan Liz, çaresizlikten olsa gerek sesleniyor; “Lütfen bana ne yapmam gerektiğini söyle!” (Ye Dua Et Sev, sayfa 31)