"Enter"a basıp içeriğe geçin

Okumak ve Delirmek Arasındaki Anlamsız İlişki

Delilerin iki tür talihleri vardır. Akıllara aykırı düşen ekstra çılgınca atılganlıklarında başarılı olurlarsa “dâhi” ünvanını alırlar, başarılı olmadılar mı doktorların ellerinde kalırlar.
(Hüseyin Rahmi Gürpınar)

İnsan okumaktan delirmez. İnsan hayatla olan irtibatını ya da eşya ile muhabbetini kaybettiğinde kafayı yer. Okumak kimi zaman olgun ve tecrübeli bir dostu dinlemek, kimi zaman bir kaçış, kimi zaman ise hayatı kavrayışın başka bir boyutudur. Okumaktan kafayı yemek tezi, bilginin derin sularında yüzmekten korkan insanların tesellisinden başka bir şey değildir.

Aslında okumakla ilgili ahkam kesecek kadar yetkin değilim ama ülkemizdeki “okumama alışkanlığı” bana ister istemez bana bu yetkinliği veriyor. Hiç okumayanların arasında, az okuyanlar nihayetinde çok okuyor oluyor. Çok okumanın bir önemi gerçekten yok. Bu konuda hala bir takım çekincelerim var. Modern zamanlarda okuma eylemi ne kadar yeterli bunu tartışacağız.

Okuyarak kafayı yemiş insanları tanıyan insanlar bana bundan bahsettikleri vakit düşünmedim değil ama korkmadım. İnsanın okuyarak kafayı yemeyeceğine inanıyorum. O insan belki okumasa da kafayı yiyebilir. Ama bir takım işimize gelmeyen durumları gerçekleştirenlere “delirmiş” gözüyle de bakabiliyoruzdur.

Aslında söylemek istediğim şeyleri ilk paragrafta söyledim. Gerisi laf kalabalığı, bir gün yazı yazarken sadece söylemek istediklerimi söylediğimde o zaman tam anlamıyla yazmış olacağım inşallah.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir