"Enter"a basıp içeriğe geçin

“Bir İnsan Neden Okur?” Sorusunun Cevabı Üzerine Bir Yazı

Bugün yazı yazma amacım, bir insanın neden kitap okur sorusu üzerine olacak ki, beni bu yazıya sevk eden, değerli arkadaşımın Nazım Hikmet’in 835 Satır şiir kitabını neden okuduğum sorusu.

Eşimin teşvikiyle şiir serüvenine hem okur, hem de yazar olarak naçizane katılmış bulunmaktayım. Bu serüvenin Nazım Hikmet ayağındayım. Jokund ile Sİ-YA-U şiirini okurken, ben de Jokund ile Çin’e gittim. Jokund yakılırken ben de oradaydım. Kitabı okurken, yaşadığım hissiyatı arkadaşıma nasıl anlatacağımı bilemiyorum. Aslında arkadaşım, Nazım Hikmet’i sadece Nazım Hikmet olduğu için değil de, hangi amaçla okuduğumun tefekkürüne sevk ettiği için kendisine teşekkür etmeliyim. Nazım Hikmet sırf büyük şair olduğu için okunabilir. Eğer fikirleriniz sağlam temeller üzerine kuruluysa onun şiirlerindeki kaçınılmaz ideolojik yansımalar sizi rahatsız etmez.

Arkadaşım çok kitap okuduğumdan dem vuruyor. Belki de Scapenhour’un anlatmak istediğini anlatmaya çalışıyordu. Neticede üstad kitabında okumak üzerine ciddi eleştirilerde bulunmuş. Hatta okuma hastalığından ve çok okuyanların aklını kiraya verdiklerinden bahsediyor. Arkadaşım ya da Scapenhour haklı olabilir ama bilinmesi gereken bir şey var ben çok okumuyorum. Aslında daha çok okunması lazım. Hayata geç kalmış biri olarak, geçmiş dönemdeki eksiklikleri tamamlayamaya çalışıyorum. Finallerine az kalmış üniversiteli endişesi taşıyorum. Bu konuda kendimi haklı buluyorum. Öğrencilik yıllarımda; -ilkokulu geç- ortaokul ve lise yıllarında türk ve dünya klasiklerini bitirebilirdim ve annemin bana kırkbeş dakika aralarda ikramlarda bulunmasını isteyebilirdim. O zamanlar, bu kadar akli melekelerim kuvvetli değildi.

Şimdi sana nasıl anlatayım okuma iştiyakımı? Nasıl ve ne zaman ortaya çıktığını? Soruyu sorduğun için kendimi buna mecbur hissediyorum ama bir yandan okumak için okuyorum deyip kestirmek istiyorum. Ama hiç bir neden olmasa bile, insan sırf şu yazıları yazabilmesini yardımcı olduğu için okuyabilir. Düşünsene içinde anlatmak istediğin bir sürü şey var ama sen bunu açığa çıkartamıyorsun.

Nazım Hikmet ya da diğerlerini okumanın faydası anlatılacak bir şey değil aslına bakarsan. Yaşaman, görmen lazım. Kitapların açtığı ufukları ve seni hangi alemlere götürdüğünü bilmen için, zahmet edip okuman lazım. Bir okurun sana bunu anlatma ve seni ikna etme mecburiyeti yok. Ama okumak ile ilgili herkesin bir saygısı var ve nedense okuyan insanlara özenilir. Çünkü okuyan insanın canı sıkılmaz, iş yerlerinde ona buna bulaşmaz. İç dünyasında barışıktır. İnsanların aptallıkları ona sadece gülünç gelir. Duyu organlarıyla tecrübe ettiği hayatı anlamlandırır kendi içinde. Bir bakış açısına sahip olur. Muhakeme yeteneği gelişir. Yazabilir ve akıcı bir şekilde konuşabilir. Okuyan insan asla yalnız kalmaz. Hep kafasındaki düşüncelerle birliktedir.

Düşünsene insan okuyor.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir