"Enter"a basıp içeriğe geçin

Tanrı ve Terzi

Değerli büyüğümüz ve aile dostumuz rahmetli Kutsu Taş’ın anısına….

“Şimdiki aklım olsaydı” ile başlayan cümleler kurmaktan hoşlanmıyorum. Zira zaman geçtikçe geçmişten pişmanlık duymamam gerektiğine dair inancım artıyor. Ama bir konuda istisna, az önceki kaideyi bozmayacaktır.

Önceleri sakin bir belde ve şimdi de sakin bir ilçenin, bir kaç kez dükkan değiştirmiş ve iki yıl önce vefat etmiş bir terzisi vardı. Babamla ya da yalnız başıma ziyaret ettiğim o dükkanda aklımda kalan; naftalin kokusu ve ekonomi ile ilgilenen yaşlı terzinin yüzündeki o her zamanki tebessümle kurduğu ironik cümleleri.

Hayatından pek memnun olmayan bu yaşlı amcanın bir takım serzenişleri ve o zamanlar Tanrı’dan alıp veremediği bir şeyler vardı. Tanrı’dan çok şey almıştı ama istediklerinin tümü değildi elbette. O zamanlar benim tasavvurumdaki yaratıcı ile onun kafasındaki Tanrı aynı kişiler değildi sanırım. Bugün de öyle. Tanrı bize her şeyi vermek zorunda mıydı? Bir keresinde bana; “benim Tanrı’yla bir savaşım var” demişti. Bu psikolojik savaş elbette tek taraflıydı ama sanıyorum ki o Tanrı’ya savaş açmıştı ama içindeki düşmana yeniliyordu. O zamanlar okumayan ve hayatı böylesine irdelemeyen bir çocuktum. Anlattıklarını pek ala sorgulamıyordum. İlgi çekici ve birazcık anlaşılmaz geliyordu. Ama şimdi çok iyi anlıyorum anlattıklarını. Sanırım anlattıkları bir gün bu konuyu ele almak için, zihnimin yıllar sonra anımsayacağı bir bölüme geçmişler.

Şimdiki aklım olsaydı; Allah ile Tanrı arasında bir fark olduğunu söylerdim. Ve Allah’tan ziyade başka bir Tanrı tasavvuru ile meşgul olduğunu ve bu noktada Allah’a bakış açısının büyük ölçüde değiştiğini söylerdim. (Bu arada ben rahmetli terzinin ifadesine saygı duyarak ve sadık kalarak Tanrı kelimesini kullanmayı tercih ediyorum.) Ve devamında Allah’ın hepimize bir şeyleri vermediğini, bu konuda kendisine itiraz hakkımızın olmadığını, çünkü bunun yararsız olduğunu çok keskin bir şekilde ifade edebilirdim. Daha sonra tezgahın arkasındaki çaydanlıktan soğumuş bardağına çay koyarken; Allah böyle yaparak bizim bir takım bir şeyler yapmamızı ve bir şeyleri anlamamızı, bu noktada hayatın hazinesini daha iyi bir şekilde keşfedeceğimize yardımı dokunacağını inandığımı söyler durmazdım.

Duvarda asılı olan ve çalıp çalmadığını anımsamadığım sazının tellerini pas tutmuş mudur bilmem. Ya da arkadaşın bodrumunda saklı duran kolilerce kitap, bir sahafçı tarafından çok ucuza alınmış mıdır bilmem. Merak ettiğim şey; yaşlı, nüktedan, zeki ve yorgun terzinin Tanrı ile savaşının sonucu?

Allah rahmet eylesin. Çok hoş ve nazik bir adamdı. Bize her daim iyi davrandı. Hiç çocuğu olmamıştı ama çocukları çok severdi. Dükkanına gelen çocukları çok sever ve mutlaka onlara ikram edeceği çikolatalar, şekerler olurdu. Allah’ın rahmetine kavuştu. Şimdi geride kalan dünyayı düşünmek için epeyce zamanı vardır.

Beni ürküten sonsuzlukta nur içinde yatması dileğiyle…

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir