"Enter"a basıp içeriğe geçin

Yazmak Üzerine Bir Kez Daha

İnsana böyle bir nimetin bahşedilmesi ne kadar lütüfkar. Yazmayı seviyoruz. Çünkü yazmak düşüncelerimize can veriyor. Yazmak bir nevi doğum. Dışardan aldığımız her şey ile, kafamızın içindeki birleşiyor ve cümleler meydana geliyor. Hoş bir üretme. İnsana değer katıyor. İnsanı mutlu ediyor. Ne kadar da hoş.

Modern zamanlarda yaşayan ve ne yazık ki bu durumda olmasının kendi tercihi olmayan biri olarak, hayata tutunmanın anlamlı bir yönü olarak yazıyı tercih etmek benim için gerçekten iyi bir çıkış noktası oldu.

“Yazmak bir mucize” şairin dediği gibi. Modern zamanlarda yazmak, modern zamanlarda hapsolmuş bir yazarın kaleminden çıktığı için, modern zaman mimarisinin insanın ruhuna bir şeyler katmadığı varsayımından yola çıkarak, geniş avlulu ve geniş bahçeli konaklardaki yazarların iç dinginliği ile kalem oynatamıyorum ne yazık ki. İfadelerim tıpkı modern mimari gibi, göze hoş gelse bile gönüle hiç bir katkısı yok.

Belki de bu ifadeler yazma konusundaki acziyetimi meşrulaştırma gayretimden başka bir şey olmayabilir.
Yazmak bir mucize evet.

yazmak2_mini
Kelime oyunlarıyla dolu ve ezberleyip kız arkadaşına söyleyebileceğin cümlelerle dolu olmayan bu kitap, modern zamanlarda yaşayan bir tanığın ifadesi. Bu kitaba, bu yazılara başka bir anlam katmak hayasızlık olur. Hiç kimseden olmazsa, kendimden çekinirim.

Çevremde hiç yazan birine rastlamadım. Benim tanıdığım insanlar tıpkı benim gibi, geçinme derdinde olan ve hayatı sadece “geçinmekten” ibaret olanlar. “Geçinmek” modern zamanlara yakışmayan bir kelime olsa da, modern zamanın en büyük gerçeklerinden biridir. Çünkü tıpkı modern zaman mimarisinde olduğu gibi, modern zamanlardaki insanlar aşırılığı ve gösterişi sevdikleri için geçinmek biraz daha zorlaştı. Çok fazla zor. Hangimiz gerçekten kendimiz için yaşıyoruz? Hep başkalarına odaklanıyoruz. Sırf kendimiz için bir iyilik bile yapamıyoruz. İyilikte tasarruf edip, tüketmekte sınır tanımayan insanların yaşadığı buhranlar, iyi kalemler tarafından kaleme alınırsa, tıpkı geçen yüzyılın Rusya’sındaki gibi özgün acılı eserler meydana getirilebilir.

Yazmak üzerine ne yazılabilir bundan pek emin değilim. Ama bir şekilde oturdum yazı masasına ve bu yazının hakkını vermek zorundayım. Modern zamanlarda yazmanın nasıl bir şey olduğunu anlayabilirim, zira modern zamanlarda nefes alıyorum. Her şeyde bir anlam aramak zorunda olan bir insan, modern zamanlarda yaşamanın ne gibi anlamı olduğunu anlamak zorundadır. Ben yazarak anlamaya çalışıyorum. Yazarak var olmaya belki de.

İtiraf etmeliyim yazmak zahmetli bir iş. Epey de vaktimi aldı. Yazarlık sevdasına kapılmadan, normal ve zahmetsiz bir hayat yaşayabilirdim ama yazmayı tercih ettim. On sene boyunca ne yazacağıma karar vermeye çalıştım.

İşe kolay olacağını düşünerek roman ile başladım. Şöyle yüzlerce sayfa bir roman yazayım diye düşündüm ama aman Allah’ım olacak gibi değil. Roman yazmak, başka bir dünyaya bir süreliğine misafir olmak gibi bir şey. Hele hele “Tutunamayanlar” gibi bir roman yazacaksan, başka bir aleme misafir olarak değil, orada yaşamak zorundasın.

“İnce Memed” gibi bir roman yazmaya kalkamazsın çünkü Yaşar Kemal değilsin. O zamanlar akıl edemiyordum ama başkalarına benzer romanlar yazamazdım. Ben ancak kendi yetiştiğim kültürün, coğrafyanın ve hayal dünyasının romanını yazabilirdim ancak.

Ama yazamadım. Belki ciddi bir birikimim yoktu, belki de esaslı bir hikayem ya da onca iş güç arasında yeterli zaman-motivasyon eksikliğinden yazamadım. Ama iyi romanlar okudum. O kadar güzel romanlar okudum ki, roman yazmaya cüret edemedim.

Şiiri denedim ama şiiri sevemedim. Şiir okumayı da yazmayı da hiç beceremedim. Şiirin o garip dünyasına giremedim. Bir iki şiir yazdım. Ela gözü yar çok sevmesine rağmen, bu eller bir şiir için hareket etmek istemiyor. Ben o dünyanın adamı değilim. Ben o kadar duyguyla bakamadım hayata. Birine olması gerektiğinden fazla sevgi ve nefret gösteremedim. Coşmadım, coşturamadım. Bu yüzden şiir yazamadım. Gözlerimi kapayıp dinlemedim hiç bir şehri. Yılların geçmesine hayıflanmadım, yitip giden aşklara kahrolmadım. Hayatın bana verdiklerine eyvallah dedim. Sadece gerçekçi olmaya çalıştım. Gerçekçi olan birisine yakışmazdı şiir. Şiiri kirletmek istemem. Bir gün şiir yazar mıyım? Allahu alem bis-savab.

Deneme. Kendimi ifade ettiğim ve insanlığın kutsal hazinesi olan kelimeleri anlamlı hale sokabildiğim tek mecra. Deneme, benim için denemeye değer bir yazım biçimi. Yazdığım tüm kelimeler naçizane. Evet hepsi. Hakikati elimde bulundurduğuma dair kesin inançtan Allah’a sığınırım. Benim yazı hususundaki tek gayem tanıklık. Başka bir şey olması mümkün değil zira.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir