"Enter"a basıp içeriğe geçin

Yazmanın Sorumluluğu

YazmakBundan bir kaç ay önce sanal bir dergide yazarlık başvurusunda bulunmuştum. Sağ olsun editör layık görüp yazarlık kadrosunda bize yer verdi. Bizim gibi yazarlığı heves derecesinde bulunan ve elle tutulur başarısı olmayan yeni yetmeleri heyecanlandırdı elbette. Ama bir sorun vardı. Yazamıyordum.

Her şeyden öte bu dergi bir “İslami”  bir dergiydi ve bu başlı başına bir sorumluluktu. Şahsen bu ciddi sorumluluk benim omuzlarımda ciddi bir ağırlığa neden oluyordu ve yazı yazmamda beni engelliyordu. Bu yüzden, en baştan beri blog sayfalarını önemsiyorum. Ben burada kimseye hesap vermeden istediğim gibi yazabiliyorum. Bu beni rahatlatıyor. Vicdanımdan başka çekineceğim bir şey olmadığı gibi, içimden gelenleri çok rahat yazabiliyorum. Oysa dergide durum daha farklı bir hal alıyor. Yazdığım yazılarda bir takım kaygılar hissediyorum. Derginin misyonuna uyması, yazılan yazıların okuyucu kitlesini rahatsız etmemesi, edebi kaygı gibi sıkıntılarla yazmak beni epeyce rahatsız ediyordu.

Dün (17.10.2015) editöre yazılarımı gönderdiğim kanaldan, bu sefer artık yazı göndereceğimi söyledim. Henüz bir cevap gelmedi. Gerekçemi de dilim döndüğünce ifade etmeye gayret ettim. Anlayışla karşılayacaktır. Şimdi kendimi daha özgür hissediyorum. Burası benim tek yuvam. Kolektif projelerde yer alamayacağımı tecrübe etmiş bulunuyorum.

Zamanında bir köşe yazarlığı tecrübem olmuştu. O zamanlar aklım bu kadar ermezdi ama yine de bu duruma yakın sebeplerden ötürü, orada da yazmayı bıraktım. Oradaki sebep biraz daha manidardı aslında. Henüz çok gençtim ve toplumun yapısıyla, tarihi ve coğrafyasında ilgili çok fazla tecrübem yoktu. Bu yüzden anlamsız ve cahilane yazılar yazmamak yerine yazarlıktan ayrıldım.

İleride bir gün yazar olursam “İslami” olarak anılmak istemem. Zira böyle anılmak beni ciddi anlamda sınırlandıracaktır. Böyle bir tanımın olmaması sonucunda aşacağım sınırlar elbette gayri İslami olmayacak ama yine de bu tanım bana çok fazla samimi gelmiyor. Müslüman bir bireyin ayrıca kendini İslami olarak ifade etmesi doğru mudur? Müslüman bir birey eğer meşru dairenin dışına çıkmıyorsa, ayrıca İslami olarak anılmasına gerek var mıdır?

Müslüman yazar kalemini elbette hak için kullanacaktır. Kuşkusuz çoğu İslami yazar (!)  bunu böyle yapıyor/yapmaya çalışıyor. Ya insan sırf bu durumdan keyif aldığı için yazıyorsa? Oysa yazan yazdıklarına inanarak yazmalı. Şöyle oturayım da güzel bir yazı yazayım demekle, Müslüman olarak görevini ifa etmiyorsun. Süslü edebi cümlelerle yazdığın İslami yazılara rağmen, hayata İslami bir tavır takınıp-takınmadığını sorguluyor musun?

Ayrıldığım dergide gerçekten çok iyi yazarlar var. Ama buna rağmen isim vermeden ilahiyatçı bir yazarın biyografisinde çok ilginç bir detayı sizinle paylaşmak istiyorum. Yazar kendisini naçizane tanırken “din”in ilgi alanının içerisinde olduğunu ifade ediyor. Şimdi sormak lazım İslami yazarlıktan kastettiğimiz şey bu mu?

Bu tür kolektif yapıların samimiyetinden kuşku duymuyorum, Allah yollarını açık etsin. Ama ben anladım ki; bu tür yapılarda benim muvaffak olamayacağım aşikar. Ortadoğu’nun bataklığa düşmesinin önemli sebeplerinden olan “mezhepçilik” üzerine bir yazı çok istememe rağmen yazamadım hala. Çünkü derginin okur kitlesini rahatsız edeceği ihtimalini düşünüyordum. Aslında yazar kimseden çekinmeden yazmalı. Evet bu doğru.

O yüzden de ben, kimseden çekinmeden yazacağım yerde, kendi sayfamdayım. Tekrardan merhaba.

2 Yorum

  1. Mustafa Alnıak Mustafa Alnıak 24 Ekim 2015

    Yazmak ve arşivlemek güzeldir Ağabey, burada yazdıklarından dolayı kimse zaten yargılayamaz. Sonuçta burası kendine ait bir iç dünya. Ve her bir yazında okunmayı fazlasıyla hak ediyor. 🙂

    • Cemali Karaca Cemali Karaca 25 Ekim 2015

      Çok teşekkür ederim değerli kardeşim.
      Gücümüz yettiğince yazmaya gayret ediyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir