"Enter"a basıp içeriğe geçin

Ülkenizi Sevmiyor Musunuz Gençler?

2007 gösterime giren Marjane Satrapi’nin aynı ismi taşıyan ve çizgi roman olarak yazılmış otobiyografisinin sinemaya uyarlanmasıyla yapılmış animasyon film Persepolis‘in bir sahnesinde, İslam Devrimi‘yle artık yaşanmaz olan İran’dan kaçıp gitmeyi teklif eden sevgilisine Marjane; “Batıda sokakta düşüp ölsen kimsenin umurunda olmaz” der. Bu cümle haliyle beni etkilemiştir. Onca sıkıntıya rağmen ülkesinde kalıp, Doğu’ya özgü insancıllığa ihtiyaç duyması beni çok etkilemiştir.

Bunu niye yazdım. Çünkü ben de aynı duyguyu hissediyorum. Bu yüzden ülkemi ve ziyadesiyle insanlarını seviyorum.

Dün akşam ev taşınması ile ilgili hazırlık bittikten sonra, bir ara baktığım televizyonda CNN Türk Kanalında, Şirin Payzın’ın 19 Mayıs dolayısıyla genç konukları vardı. Programın tamamını dinleyemedim. Yorgunluktan kapanan gözlerimi biraz direnç gösterdim ve sol görüşlü olduğunu düşündüğüm bir arkadaşı dinledim. Genç “bu ülke”den bahsetti. Gayet üzgün bir şekilde tabiki. Bu ülke laik olduğunu söylemesine karşın, işte bilindik sol söylemlerden bahsetti. Beş yaşındaki çocuğun başının kapatılmasından, yapılan haksızlıklardan ve saire.

Diğer konuklar da dikkati çeken şey, özgül bir duruşlarının olmadığı. Muhtemelen  ekranlarda sıkça gördükleri büyüklerinden ezberlediği tavır ve tutumun biraz daha modernize olmuş şekliyle karşımıza çıktılar ve korkunç derecede umutsuz gibi geldiler bana. Yani herkes, kendi düşüncelerinin daha doğru olduğunu düşünüyor. Ve hiç bir şekilde karşı tarafın düşüncelerini kabul etmiyorlar. Beş yaşındaki bir çocuğun başının kapatılmasına tahammülleri yok. Böyle bir şeyin olabildiğine şaşırıyorlar ama o çocuğun başını kapatan baba, çocuğun Allah’ın dinine uygun bir hayat yaşamasını arzu ettiğinden haberi yoklar. Elbette sol-laik-ateist görüşte olanlar. Muhtemelen sol görüşlü ve bıyıklı genç arkadaşın hiç bir zaman anlamayacağı bir inançla, çocuğunun iyiliğini istiyor o yobaz baba. Onu anlamak zorundayız. Onunla konuşmak ve bunu neden yaptığını hissetmek zorundayız. Beş yaşındaki çocuğun elbette iradesi yok. Ama aynı çocuk baleye gittiği zaman, iradesi sorgulanmıyor. Belki o çocuk ileride kökten dinci biri olacak?

Ama konumuz bu değil. Konumuz bu genç arkadaşların ülkesine karşı tutumu. Bir kere, mevcut hükümetin iyiliğini-doğruluğunu tartışırız. Bu ayrı. İleride bu sayfalarda hükümetin yanlış tutumlarını naçizane tartışacağız bu sayfalardan. Ama şu bilinmeli ki, hükümetler yanlış olabilir ama devlet ve bu devletin insanları iyidir. Ben Dünya Tarihi okumalarında, Avrupa’nın sömürgesini bildikten sonra, Avrupa’nın ülkem yanında hiç bir değeri yok. Olsa eksi değerdedir. O kadar sömürgeyi biz yapsak, biz de ileride olurduk. Olay sadece Avrupalıların kafasının daha fazla çalışmasıyla alakalı değil. Bu ülkenin insanlarının Dünya Tarihi’nde yeri, diğer Avrupalı devletlerden daha masumenedir. Bazı genç arkadaşların ülkelerine karşı olumsuz tavrı hiç yakıştıramıyorum. Eylem yapalım, yanlışları haykıralım, bir şeylerin yolunda gitmediğini elbette söyleyelim ama asla bu ülkeyi ve bu ülkenin insanını küçümsemeyin.

Dünkü gençlerin, ekran başında oldukları için elbette hoş görülü bir tutum sergilemek zorunda kaldıklarını gördük. Bu ülke, ucuz siyasi kavgalarla bir yere varmaz. Ayrıca gençlerin, örnek aldıkları yada bilinçlerinin altlarına kazınan siyasi figürleri taklit etmeyi bırakıp, daha özgül bir tarzda ve argümanlarla istikbalde haysiyetli yerlerini almalarını umut ediyorum.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir