"Enter"a basıp içeriğe geçin

Okuma Meşguliyetiyle Münasebetim

Kitap yazma fikri bana bazen çok sıcak gelse de, onca kitabın arasında benim kitabımı neden okusunlar diye sormadan edemiyorum. Arkadaşların samimi teveccühleri nefsimi okşayıp bana kitap yazma fikrini telkin etseler de, ben yeni bitirdiğim “Kimya-yı Saadet” kitabı varken, benim nefsi ve egoist dürtülerle yazdığım kitabımı okumalarını zaman kaybı olarak değerlendiriyorum.

Burada yazıyorum, çünkü burası bir kitap değil. Kitap farklı bir şey. Buradaki yazılar elbette bir rafta yer almıyor ve muhtemelen buradaki yazılar bir kitabın sayfalarındaki kadar hürmet görmüyor. O yüzden burada yazma cür’etini gösterebiliyorum.

Okumak farklı bir şey. Gereklilik elbette. Boş zamanlarda gerçekleştirilecek bir aktivite değil. Okumak insanı rezil de eder vezir de. Bazen cahilliğini alır ama affedersiniz eşekliğimiz baki kalır. Ama Gazali’nin “Kimya-yı Saadeti”ni okuduktan sonra biraz daha düşündüm okuma eylemiyle olan münasebetimi.

Sıradaki kitabın yazarı çok ilginçtir Elizabeth Gilbert ve kitabı “Ye Dua Et Sev”. Bir orta yaş bulanımı yaşayıp, kendini uzak doğunun mistisizmine ve macerasına kaptıran bir kadının hikayesini okumak insana ve en önemlisi bir Müslümana ne kazandırır bu tartışılır. Ama elbette kütüphaneme hatırlamadığım bir zamanda gelip yerleşmiş bu kitabı okurken, Müslüman kimliğimi ikinci plana atmış olmalıyım. Yoksa daha Risale-i Nur, Mukaddime ve benzeri kitaplar okumak varken, bu Elizabeth nereden çıktı?

Merak, gaflet, popüler kültürün büyüsü? Olabilir. Ama popüler kültür ile aramda hep bir mesafe vardır. Benim için popüler olan bir şeyin değeri yoktur. İncir Reçeli’ni seyretmedim. Ama zamanında popüler olmuş bu kitabı okuyorum. Çünkü kitap başka bir şey. Kötü kitaplar bazen, dinlemek zorunda kaldığınız ama pek de hazzetmediğiniz insanlara benziyor. Sıkılarak okuyorsunuz onları ama yine de okuyorsunuz. Oğuz Atay’ı da boynumuz eğik okuyoruz. O çok anlamadığımız, anlamaya çalıştığımız ve anlamama sebebimizin cahilliğimiz olduğunu düşünerek okuyoruz.

Her kitap bir şeyler anlatır. İyi ya da kötü bir şeyler öğreniriz ondan. Bu doğru. Ama sayılı nefeslerimizin olduğunu düşünürsek kitapları seçerken, en az insanları seçerken ki titizliği göstermemiz gerekiyor.

Kitap okurken not almam. Genellikle yatarak okurum ve bir kitap iyi veya kötü olsun başlarsam bitiririm. Hayatımda başlayıp bitiremediğim tek kitap Papa’nın Gergedanı.

Okumak bireyin kendine karşı sorumluluğu. Okumak eylemi, basite alınacak bir şey değil. Bir vebal, bir duruş. İnsanın kendisine olan faydası. İbadet. Hayatı anlamlandırma öyküsü.

Yazının başka başlıklarla devamı gelecektir (inşallah).

İyi okumalar….

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir