Türk Milleti Çalışkan Olmak Zorunda

turk-milleti-caliskandir-turk-milleti-zekidir-i506463-1200x630

Ortalama bir Türk günde on saat çalışıyor. İyi ihtimalle sekiz saat de uyuduğunu kabul edersek toplamda on sekiz saat ediyor. Geriye kalan altı saatte tefekkür için pek zamanımız olmuyor sanırım. Üstelik bunun kadını erkeği yok. Sağ olsun feministler kadın ile erkeği eşitleyip, ikisini aynı kulvarda yarıştırmayı başardı. Bu seferki sıkıntı; kadının neden geride kaldığı.

Başka ülkeri bilmem ama bizim ülkemizde bir eğitim sisteminin olduğunu söylemek çok güç. Eğitim sistemimiz aslında kocaman bir dershane. Dershaneler kapatıldı ama en büyük dershane açık. Bu ders hanelerde bilgiyi talep eden bir “talebe” yok. Talep eden olmadığı için bir muallim de yok. Eğitim, öğrenci ile öğretmen arasındaki paslaşmadan ibaret. Okumaya devam et

Tasavvuf ve/veya Felsefe : Doğruya Ulaşmadaki En Keyifli Yol

Şeriat der ki: Seninki senin, benimki benim.
Tarikat der ki Seninki senin, benimki de senin.
Marifet der ki: Ne benimki var ne seninki.
Hakikat der ki: Ne sen varsın, ne ben.

hakikat_yolu2

Onca çabanın elbette bir sebebi var. Boşuna binlerce sayfanın arasında hatırı sayılır dostların mühtezi tebessümlerine maruz kalmıyoruz. İnsanı “bilge”leştiren “bilgi”nin peşindeyiz. Allah Kuran’da, bu “bilge” ve “bilge”liklerden bahsediyor olabilir. Ama tam anlamıyla değil. İnsan olmanın müthiş sorumluluğunu ve ağırlığını hissetmemizi murad etmiş olabilir.

Ayın sonunu getirmeye çalışan ya da dünya üzerinde derin tefekkürlere dalmamış insanlara felsefeden ve tasavvuftan bahsetmen, bu iki güzel kavramın bayağılaştırılacağı anlamına gelir. Bu sebepten ötürü, bu tür fikirler avam ile paylaşılmaz. Avam da zaten bunu istemez. Avama felsefeden bahsetmemek, aslında onlara verdiğin değeri gösterir. Okumaya devam et

Neyse Ki Öleceğiz

indir

Evet bu doğru. Hepimiz öleceğiz. Bu dünyadaki endişelerimizin hiç bir önemi kalmayacağı bir zaman gelecek. İnandığımız dine göre ölümden sonrası karanlık da değil. Dünyanın var oluşundan beri, Allah’ın elçilerinin mesajları bizlere iletilmiş. Yetmemiş bir de filozoflar bu konuda üzerinde epey düşünmüş.

İnsanın dünyaya geliş amacı elbette mutlu olmak değil. Bunu her şeyden önce bilmeniz gerekiyor. Yaşadığı hayatın her anını mutlu geçirmek isteyen insanlar ahmaktır. Dünya insanın mutluluğa kavuşması için ihtiyaç duyduğu araçtır. Başka bir şey değil. İnsan her hareketinden mesuldur. Mücadele etmek zorundadır. Sabretmek, doğru olanı yapmak. İnsan dünyaya savaşmak için gelmiştir. Hiç bir Kutsal Kitap ya da Allah’ın hiç bir Peygamberi insanlara dünyada mutlu olmalarını vaat etmemiştir. Hatta aksine doğru olanı yapmanın bir bedeli olduğunu bizlere iletmişlerdir. Okumaya devam et

Çocuklar Geçmişi Hatırlamaz

s-990da4919bc1808e15625323f4a6d021eadea5a6

Gözleri uykulu ve saçları dağınıkken bile güzelliğinden hiç bir şey kaybetmeyen küçük kız çocuğu, küçük ayakları üşümüş… Yüzünde yer yer tebessüm ama çoğu zaman savaş yüzünden harabeye dönmüş sokakta, küçük ve masumane zihniyle korkuyla etrafa bakar. İnsan olanın içi acır.

Bir zaman oyunlarla oynadığı bu sokakta yer yer ağlayan ve yıkılmış evine umutsuzca bakan insanları görüyor. O küçük ve güzel zihni hiç bir şey anlamıyor. Çünkü her şey çok karışık. Doğrunun ve yanlışın bu kadar karıştığı, bu kadar ayrılığın, bu kadar hizipçi ve zamanın bu kadar acımasız olduğu başka bir zamanı hatırlamıyor. Çünkü çocuklar geçmişi hatırlamaz. Okumaya devam et

Tanrı ve Terzi

Değerli büyüğümüz ve aile dostumuz rahmetli Kutsu Taş’ın anısına….

“Şimdiki aklım olsaydı” ile başlayan cümleler kurmaktan hoşlanmıyorum. Zira zaman geçtikçe geçmişten pişmanlık duymamam gerektiğine dair inancım artıyor. Ama bir konuda istisna, az önceki kaideyi bozmayacaktır.

Önceleri sakin bir belde ve şimdi de sakin bir ilçenin, bir kaç kez dükkan değiştirmiş ve iki yıl önce vefat etmiş bir terzisi vardı. Babamla ya da yalnız başıma ziyaret ettiğim o dükkanda aklımda kalan; naftalin kokusu ve ekonomi ile ilgilenen yaşlı terzinin yüzündeki o her zamanki tebessümle kurduğu ironik cümleleri.

Hayatından pek memnun olmayan bu yaşlı amcanın bir takım serzenişleri ve o zamanlar Tanrı’dan alıp veremediği bir şeyler vardı. Tanrı’dan çok şey almıştı ama istediklerinin tümü değildi elbette. O zamanlar benim tasavvurumdaki yaratıcı ile onun kafasındaki Tanrı aynı kişiler değildi sanırım. Bugün de öyle. Tanrı bize her şeyi vermek zorunda mıydı? Bir keresinde bana; “benim Tanrı’yla bir savaşım var” demişti. Bu psikolojik savaş elbette tek taraflıydı ama sanıyorum ki o Tanrı’ya savaş açmıştı ama içindeki düşmana yeniliyordu. O zamanlar okumayan ve hayatı böylesine irdelemeyen bir çocuktum. Anlattıklarını pek ala sorgulamıyordum. İlgi çekici ve birazcık anlaşılmaz geliyordu. Ama şimdi çok iyi anlıyorum anlattıklarını. Sanırım anlattıkları bir gün bu konuyu ele almak için, zihnimin yıllar sonra anımsayacağı bir bölüme geçmişler. Okumaya devam et

Okuma Meşguliyetiyle Münasebetim Hakkında Üçüncü Yazım

800px-menendez_y_pelayo_with_a_book

Kalın ve ağır kitabı okurken göz kapaklarımızın ağırlaşmasına engel olmalıyız. Bedenimiz bize uyumamız gerektiğini söylediği zaman, bizi uyumamaya karşı koyan şey geçip giden zaman olabilir mi? Hele hele hayata geç başlayan ve güzel bir çift ela göze daha yeni bakmaya başlamışsanız; gaflet uykusunda geçen zamanı telafi etmek adına uykusuz geceler yaşamamız gerektiği gerçeği acı olduğu kadar da yorucudur değerli okur.

Bazen sevdiklerinizi ihmal edip, yüzlerce sayfalık kitapların arasına dalmanın yanlış olup-olmadığı tartışılabilir. Şahsen ilahi hükümlerin dışındaki tüm konuları tartışabilir ve konuşabilirim. Kitaplarla olan münasebetimde abartı bir durum görmüyorum. Çok fazla okuduğumu düşünmüyorum. Hatta kimi zaman çok yararlı okumalar da gerçekleştirdiğimi sanmıyorum. Ama en azından hayatı keşfetme noktasında kitapların bana yardımcı olacağını söyleyebilirim. Okumaya devam et

MÜSLÜMANLIĞIN GÖZ ARDI EDİLEN ŞARTI

durustluk-yazilari

Dini 5, 32 ve 54 farzdan ibaret sanılması bu zamana kadar büyük gafletlere yok açtı. (Bu konuyla ilgili detaylı ve edebi açıklamalar için, Rasim Özdenören’in “Müslümanca Düşünceler Üzerine Denemeler” kitabını okumanızı şiddetle tavsiye ederim.) Son dönemlerde insanların dine bu kadar mesafeli durması, zannımca din kavramını; bir yaşam tarzı olmasından ziyade kafalarında yaşanılması mümkün olmayan kurallar bütünü olarak görmelerinden kaynaklanmaktadır. Kafalardaki din öyle bir din ki, “Allah kuralları koymuş ama kimse kusura bakmasın bu dini kuralların hepsinin uygulanması mümkün değil” düşüncesi hakim.

Din, naçizane düşüncem en yalın haliyle Allah’ın kartındaki makbul yaşam tarzıdır. Bu hayatı anlamlı yaşamamız için bir rehber, ilahi bir kaynaktır. Okumaya devam et

Oku-Yorum : Haremin Son Yüzyılı (Sultanlar Ve Damatlar)

hareminsonyuzyili-kapak

Bir şeyin sizin için doğru olup olmadığı, hayatta doğrularınızı neye göre belirlediğimize bağlıdır. Osmanlı’ya hayran olmak ya da onu acımasızca eleştirmek sizin fikirlerinizi neye dayandırdığınıza bağlıdır. Yani referansınız ne ise ona göre düşünür ve karar verirsiniz.

Yaşadığım toprakların Mutlak Monarşi ile değil de, demokrasiyle yönetildiği için Allah’a şükürler ediyorum. Demokrasimiz tartışılabilir ki her daim tartışılıyor. Ama yine mutlakıyetten iyidir değil mi okur? Düşünün koskoca imparatorluğun, daha sonra Galata Bankerleri’nden borç alacak durumu düşmesi insanın içini acıtıyor. Ama tarihe şöyle bir bakarsak, bu sonucu garipsememek gerekir.

Abdülhamid okumalarının bir parçası olarak okuduğum, Cevdet Kırpık’ın kitabı “Haremin Son Yüzyılı: Sultanlar ve Damatlar” kitabı neredeyse bir ibretlik vesikası. Okumaya devam et

Babalar… Oğullar… Modern Zamanlar… Yanılgılar….

baba-ogul_medium

“Gençler, yaşlıların aptal olduklarını sanırlar, ama yaşlılar gençlerin aptal olduklarını bilirler.” demiş zamanın münevverlerinden biri. Bu söz benim her zaman hatırımdadır. Bu yüzden benden tavsiye isteyen bir büyüğüme karşı, emin olmaktan hoşlanmam.

Baştan söyleyeyim duygusal bir yazı olmayacak. Hatta mümkün mertebe rasyonel bir yaklaşım benimseyeceğim bu yazıda. Modern zamanlardan ve modern zamanların bizleri nasıl biri haline getirdiğinden naçizane.

İkizinin para ihtiyacını kredi çektirerek yardımcı olan yakışıklı oyuncunun oynadığı banka reklamlarının sürekli dönmesi, bize bu durumu belki de normalleştirecek. Belki de falan oğulları apartmanları miadını dolduracak. Modern zaman kaygısı yaşayan kaç insanız şurada canım benim. Hayatlarımızı anlamlandırmak adına hangi adımları atmamız gerekecek. Okumaya devam et

Geçen Günler ve Bir Tavsiye

Geçmişten-Geleceğe-Eski-Saatler

Günlerdir ellerinde bayraklarla meydanlarda vatanına sahip çıkanlara minnattarlık, tarihin gelmiş geçmiş en iyi romanlarından birinin dokuzyüzaltmış sayfalık ikinci cildinin beşyüzaltmış sayfasında tıkanmışlık, -her gün olduğu gibi- biten her günün ardından yaşanılan eksiklik, hayatın mucizelerinden en önemlisinin bekleyişinden kaynaklanan sabırsızlık ve evli olmaktan ötürü duyulan şükran duygusuyla geçen günlerden merhaba.

Karşı apartmandaki çatı oluğuna yuva yapmış kuşların cıvıltıları ve bu cıvıltılara maruz kalan dairedeki insanların bu durumdan rahatsız olup olmayacağının merakı içerisinde kaleme aldığım bu yazının henüz bir konusu yok. Belki bir konu olmasına da gerek yok. Hayatımızı her daim rasyonel temellere dayandıramadığımız zamanlar elbette olmuştur. Bu yüzden bugün standartların dışına çıkabilirim. Okumaya devam et